• Ana sayfam yap
  • Favorilere Ekle
  • Abone olun

Armut

Soğuk havalar üzerimde etkisini gösterip, yatak döşek hasta etme girişimlerine devam etsede, biraz ilaç alıp, yazdan kalma anılara sarılıp ısınıyorum üşüdüğümde. Geçen yaz gittiğim, İstanbul’a yakın olduğu kadar, köyünüzde dedenizin bahçesindeymişsiniz havasını yaşatan Armutlu’yu hatırladım bugün. Bilgisayarımda arşivlemeyi adet haline getirdiğim fotoğrafları aradım taradım, geçtiğimiz yazın fotoğraflarına göz attım. Her fotoğrafta mis gibi toprak kokusu, her fotoğrafta taze meyve dokusu, her fotoğrafta çocukluğun anısı beliriverdi sanki.

Sadece ben değil, sizde bu soğuk kış günlerinde evinizde Mutfak Sırları sayfalarını gezerken ısının istedim ve fotoğrafları sizinle paylaşmaya karar verdim.

Küçükken koşturduğum bahçelerin toprağında bıraktığım minik ayak izlerimi, kırmızı, mor böğürtlenler doldurmuş şimdi. Armutlu hala bir köy yeri sanki. Neredeyse her tek katlı evin bir bahçesi, her bahçede bir orman var. Meyve ağaçları ile dolu ve her ağaç birbirinden farklı çeşitte, zeytinlerden, armutlara, incirlerden, üzümlere, eriklerden, bahçe boyu dolanırken ayağınıza, paçanıza takılan böğürtlen dallarına kadar çeşit çeşit.

Meyve ağaçları arasında gezinirken, düşünüp durmuştum, çocukluk gibisi varmı diye. Mahalle mahalle

Üzüm

koştururken, başkalarının meyve bahçelerine girerdik. Dallarından sarkan meyveleri toplarken, sanki hayat sadece meyve dolu bir üst dala uzanabilmekten ibaretti. Cezmi Ersöz’ ün dediği gibi Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktu hayatın içinde… Sanki başka insanlarda yaşamıyordu orda. Tek derdim, ağaca çıkabilmek ve düşmeden inebilmekti. Tabi birde kimseye görünmeden çıkabilmekti o ağaca. Eğer ki bahçenin sahibi beni ve arkadaşlarını görürse, eline geçirdiği kırık bir ağaç dalı ile öbür mahalleye kadar kovalayabilirdi..

Aslında bunun güzelliğide buradaydı. Adam bizi çağırıp, gelin size toplayıp vereyim, canınız çekmiştir dese. Ağaçtan toplanmış meyveleri, yıkayıp elimize hazır verse. Hiç birimizin bundan tat alacağını düşünmüyorum. Hani nerde kaldı, heyecanı, o dalların arasından, dikenleri bata bata kopardığın meyveyi kirli kirli yemesi.

Şimdi büyüdüm…Armutlu’ nun bahçelerinde gezebilmek, meyvelerinden yiyebilmek  için gizli gizli girmeme gerek yok, Selamınaleyküm Ağalar demek yeterli. Kendileri gel gir topla bahçeden diyorlar, yaşlı yaşlı nineler, dedeler. “Gel topla, hep yerlere dökülüyor, kimseler yiyemeden çürüyüp gidiyolar, gel topla, istediğin kadar.” Bende biraz buruk olsada seve seve girip topluyorum o güzelim tazecikleri. İnsan rahatlıyor ve uzaklaşabiliyor işte o zaman kaostan. Şehrin karmaşasından, gürültüsünden, kirliliğinden, dumanından, isinden, tüm kötülüklerinden bile. Dalında sana bakan küçük, şirin, kırmızı böğürleni görünce, mutlu oluyorsun, güneş yüzünü ısıtırken, topraktan tad alıyorsun.Armutlu

Armutlu köyü, yalısı ve zeytinliklerden ibaret. Deniz kenarında tek katlı evler kalmadı artık hep havuzlu, havuzsuz siteler yapıldı. Eskiden sadece vapurla yada kara yolundan ulaşım vardı. Şimdi yaz kış konulan denizotobüsleri ile ulaşım kolaylaştırıldı. Eskiden çakıl olan kordon boyuna bolca beton dökülerek genişlerilip uzatıldı. Velhasıl kelam dokunulmamış yeri pek kalmadı. Yinede her yaz çocukluğumun izini sürmeye bir kaç gün kaçarım oralara, yeşil yemyeşil bahçelere…O bahçelerden birinde yediğim haşaşlı cevizli ekmeği sizler için ekmek makinasına uyarladım. Buyrun afiyetle yiyin, hepinize sevgiler…

Cevizli Haşhaşlı Ekmek

Tarifi okumak için tıklayın


lost_afisHummalı bir hafta sonunu da atlattıktan sonra sakin bir hafta başı ile tekrar birlikteyiz. Yine soğuk bir istanbul, yine dayanılmaz uyku halleri ve yanında nedendir bilinmez arasıra dürten tatlı krizleri…. Televizyonda kendimize göre nadir programlar olması nedeniyle genellikle yabancı dizilere yada DVD’ lere takılıyoruz. Öyle ki bu hal bir tür bağımlılığa dönüştü en belirgin takıntımız Lost dizisi iken ( abartmıyorum 4 sezonu 3 haftada izlmiştik-sonra her gece rüyamda sevgili John Lockla adada gezintideydim :) ) yine aynı dizinin yapımcıları tarafından yapılan Fringe dizisi çıktı birde başımıza.

Dizi bir dönemin sevilen dizisi X FILES ‘sı ucundan andırsada kendi tarzını oturtmuş. Lost gibi ilk sahnede kendine bağlıyor izleyiciyi.

fringeYabancı diziler, gerek kurgu gerekse görsel açıdan bu kadar dolu  dolu ve kaliteliyken bizim yerli dizilerin ajitasyon, aile içi karmaşık ve uygunsuz ilişkiler içermesi beni derinden yaralıyor açıkçası. Birde eski kitaplardan uyarlamalar yapılıp üzerine çakma senaryolar yazılmıyormu cinlerim tepeme çıkıyor. Hiç bir şey üretemeyen, temcit pilavı gibi sürekli aynı şeylerin ısıtılıp ısıtılıp önümüze konmasına ses çıkarmayan insanlar mı olduk acaba?

Yada birşey üretebilen, farklı düşünceler ortaya koyan insanlara ön yargımız nedeni ile yabancı yaratıklar gözüyle bakmamız mı sindriyor içimizdeki yaratıcılığı. En basiti üniversitede resim, heykel okumayı hayal eden çocuğumuza ya bırak bi işlerden para kazanılmaz git muhasebe oku dememiz bundan mı?

Şimdilik benden bu kadar a dostlar, herkese sevgiler….

Tarifler için ölçülere ulaşın.

Sandviç Kurabiye

Sandviç Kurabiye

Tarifi okumak için tıklayın


Sibel hn. bize bu tarifi göndermiş ve demiş ki: Bu çok hafif, lezzetli ve besleyici çorbayı ben sık sık yapıyorum ve biz çok seviyoruz. Aşağıda malzemelerde verdiğim sebzeleri kendi zevkinize ya da evde bulunan malzemelere göre değiştirebilirsiniz.

Taze Sebzeli Çorba

Taze Sebzeli Çorba

Tarifi okumak için tıklayın


Bayb House

Efe Tunç BalcılarHasan Ilgaz AteşYağmur Elif AşunkocaNisa Helen OruçElif - Efe Erdoğİrem GençBengü AydınMelissa SarıgülGülsev Kılıç
Tümünü göster Yeni Ekle

Mutfak Okulu

Tüm yazıları göster

Mutfak Tv - Videolu yemek tarifleri

Tüm videolar

Sizin Tarifleriniz

Tüm tarifleri göster

Güzellik Sırları<

Tüm yazıları göster

Sağlık Köşesi

Tüm haberleri göster

Evlilik Hazırlıkları<

Tüm yazıları göster
Yemek Blogları Topluluğu on Facebook